Blog

İçimizdeki Hazinelere Yolculuk

Koçluk Üzerine Yazılar – II

KOÇLUK ALMAK NASIL BİR DENEYİMDİR?

Bu yazı dizisinin ilk yazısında, daha çok “Koç Kimdir? Koçluk Nedir? Ne Değildir?” üzerinde durmuştum ve genel bir çerçeve çizmiştim. Bu yazımda ise koçluk seanslarının nasıl deneyimler oldukları üzerinde duracağım.

Koçluk süreci, koçluk alan kişinin içindeki kaynakları keşfetmesini, bu kaynaklarla buluşup onlardan en iyi şekilde faydalanabilmesini sağlayan, böylelikle kişinin kendine liderlik etmeyi öğrendiği, yapabileceğine ve yapabileceklerine odaklandığı, ulaşmak istediği hedef veya hedefleri gerçekleştirmesini kolaylaştırıcı bir süreçtir.

Koçluk sırasında, koçluk alan kişi aslında kendi iç dünyasıyla buluşur. Hatta önünde yepyeni dünyalar da olduğunu görür, kendi sınırlarını aşar. Görsel beyin odaklı bir süreç olduğu için bir film şeridi gibi gözünün önünde tüm senaryoları oluşturabilir, yeni yaratımlar gerçekleştirip bunların içinde varolabilir. Böylece yepyeni ufuklara doğru yelken açar. Koçun kullandığı güçlü soru sorma teknikleri, çözüm odaklı uygulamalar ve etkili dinleme sayesinde artık bir yaratıcılık serüveni başlamıştır. Bu yolculuğun öyle bir sihri vardır ki koçluk seansı sırasında çalışmaya başlayan içsel mekanizma seans sonrasında da kendiliğinden devam eder. Koçluk alan kişi günlük hayatında enteresan tesadüfler yaşayabilir; bazen seans sonunda belirlediği eylem planlarının üzerinde düşünecek, aksiyona geçecek vakdi bulamasa da, seans sırasında yaşadığı içsel deneyimler ve farkındalıklar günlük hayatında önüne çıkmaya başlar.

Kişi kendi başına belki çok daha uzun sürede ve/veya tesadüfen ulaşmak istediği sonuca varabilecekken, hatta belki de hiç böyle bir sonuca ulaşamayacakken, koçluk süreci sayesinde bunu çok daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirebilir. Bu anlamda, süreç bir katalizör görevi görür. Diğer taraftan, alınan koçluğun başarıya ulaşmasında kişinin mevcut durumundan hoşnutsuzluğu ve isteğini gerçekleştirmeyi ne kadar istediği de büyük önem taşır. Bu bağlamda koç, müşterisinin yol arkadaşıdır ve onu yolda tutandır.

Bu yolculukta, koçluk alan “kendi” olmayı öğrenir. Zaman içinde kişi kendi sorumluluğunu almaya, kendi kararlarını vermeye, sonuçları kabul etmeye ve sonuçları etkileyebileceğini görmeye başlar. Böylelikle kendine “güven” gelir. Güvendikçe cesaret eder, risk alır ve başarmaya başlar. Başarısızlık yaşasa da bunun dünyanın sonu olmadığını ve başarıya giden yolda bir deneyim adımı olduğunu idrak eder. Öte yandan başardıkça da güvenir, güvendikçe başarır. Bu döngü tıpkı bir sarmal gibi büyür, büyür, büyür…

Koçluk görüşmesi sırasında koçluk alan “görsel beyin deneyimi”ni ne kadar yoğun yaşarsa, o sürecin kişinin içine işlemesi ve o deneyimi ruhuna kazıması o kadar kuvvetli olur. Bu noktada koçluk alan kişinin kendi içindeki kaynaklara güvenmesi, içinden gelen öz sesi duyması ve dinlemesi, ona göre hareket etmeye başlaması, aksiyon alması çok değerlidir. Sürecin başlangıcında kişinin içinde korkular, kaygılar olabilir. Ancak pozitif görsel deneyimlemenin derinliğine bağlı olarak bu korkular cesur adımlarla yavaş yavaş ezilir ve kişinin önü açılır.

Koçluk seansları hedef bazlı seanslardır. Çünkü hedefler yoksa hayatta her liman, kişi için gidilecek bir yerdir, fakat bu limanlarda neyle karşılaşılacağı bilinmez. Rotası belli olan için, nereye ve ne için gitmek istediğini bilen için ise yolda tesadüfen karşılaştığı duraklar ilgisini dağıtmaz, çünkü hedefine ulaşma sürecinde vakit kaybetmek istemez, onun gideceği hedef  liman başka yerdedir.

Koçlukla ilgili yolculuğumuzda bir sonraki durağımız, bir sonraki limanımız karşılıklı güvene dair yazım olacak.

Görüşmek dileğiyle =)