Blog

İçimizdeki Hazinelere Yolculuk

Deneyimsel Öğrenme: Öğrenmenin Sonu Yok – I

Deneyimsel öğrenme, bebeklikten yetişkinliğe kadar hiç bitmeden devam eden bir süreç. Hepimiz deneyimler yoluyla öğreniriz. Potansiyelimizi geliştirmek, yeni beceriler kazanmak, sorunların üstesinden gelmek için deneriz. Deneyimsel öğrenme hakkında söylenecek çok fazla şey var. Ama ben bir hikâye ile başlamak istiyorum.

Deneyimsel Öğrenme Üzerine Bir Hikâye

Fakülte dördüncü sınıfta, son sınav günüydü. Öğrenciler bu sınavı da geçtikten sonra diplomalarını alıp hayata atılacaklardı. Sınava girdikleri dersi veren profesör, sınavda kitap ve defterin serbest olacağını önceden kendilerine söylemişti. Sadece konuşmak ve birbirlerinden kopya çekmek yasaktı. Bu bakımdan, bütün öğrenciler sınavı kolayca geçeceklerini düşünüyorlardı.

Profesör soruları dağıttıktan sonra, öğrencilerin yüzündeki mutlu ifade yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Soruların hiçbirinin cevabını ne yanlarında getirdikleri kitaplardan, ne de ders notlarından bulmak mümkündü.

Bir buçuk saat sonra cevap kâğıtlarını toplarken, profesör:

“İçinizde, sorulardan beşine de doğru cevap verdiğini düşünen var mı?” diye sordu.

Elini kaldıran olmadı.

“Dört?”

Yine cevap veren olmadı.

“Üç? İki?”

Yine cevap yoktu. Bunun üzerine, profesör gülümsedi.

“Benim de beklediğim buydu zaten!” dedi. “Size, aldığınız dört yıllık eğitime rağmen, bu alanda bilmediğiniz birçok şeyin olduğunu göstermek istedim. Meslek hayatınızda hemen her gün, o güne kadar cevabını öğrenmemiş olduğunuz birçok sorunla karşılaşacaksınız.”

Profesör, bu açıklamalarıyla biraz olsun rahatlayan öğrencilerinin yüzünü bir bir okumaya çalıştıktan sonra:

“Hepinize bu sınavdan geçer not vereceğim,” müjdesini verdi: “Yalnız, bu sınavdan sonra üniversite mezunu olmakla beraber, asıl tahsilinizin bundan sonra başlayacağını sakın aklınızdan çıkarmayın.”

Yıllar geçse de, öğrenciler ne bu son dersi unuttular, ne de bu dersi veren profesörün adını…

(Valeda. V. Steinberg)

* * *

Bu hikâyeyi ilk okuduğumda, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde Prof. Dr. İbrahim Kavrakoğlu hocamızın asistanlığını yaparken sınıfta o gün öğrencilere söylediği söz aklıma geldi: “Gençler, bu bölümden mezun olduğunuzda iş bitmiyor. Hatta her şey yeni başlıyor. Diploma sadece bir işe giriş vizesi. Asıl kim olduğunuz ve neler yapabileceğiniz işe girdikten sonra ortaya çıkacak.”

Nasıl Daha Kolay Öğrenebiliriz?

Ben de iş hayatına atıldıktan sonra tüm bu sözlere katılmamı ve hatta bu blog yazımda konu etmemi sağlayacak deneyimler yaşadım. Öğrenmenin sonu yok. Özellikle bugünkü teknolojileri ve internet ortamının sunduğu imkânları düşündüğümüzde herhangi bir bilgiye ulaşmak çok kolay. Mesele “bilmediğimiz bir konuyu nasıl öğreneceğimizi bilmek”, yani, “öğrenme metotlarını öğrenebilmek”. Bunun en güzel yolu ise YAPMAKtan, DENEYİMLEMEKten, yani deneyimsel öğrenme süreçlerini yaşamaktan geçiyor.

Bugün iş dünyasında, ticaretin her alanında, girişimcilikte işin sırlarını öğrenmek için ne kadar çok okursak okuyalım, ne kadar çok eğitime katılırsak katılalım, bunları deneyimlemeye cesaret etmedikçe hiçbir önemi kalmıyor. Bu hayattaki her şey için böyle. Bazen yokuştan aşağıya kendini bırakmak gibi, bazen de o dimdik rampayı çıkmayı göze almak gibi. Öğrenmekte olduğumuz şeyin zorluk-kolaylığına, kararlılığımıza, öğrenme metotlarımıza ve bu yolculukta bize eşlik eden kişi veya kişilerin olup olmamasına göre değişiyor.

Aslında nasıl daha kolay öğrenebiliriz sorusu pedagoji alanını meşgul etse de, bugün kaynaklara erişimin kolaylığı sayesinde biraz araştırınca ve yaşayınca görüyoruz ki bu öğrenme yolculuğu BİLMEK – YAPMAK – YAPABİLMEK ve OLMAK adımlarını içeren bir yolculuk.

Deneyimsel öğrenme ile ilgili söylenecek her şeyi tek bir yazıya sığdırmaya çalışıp sizleri sıkmak istemiyorum ve bu yazı dizisinin ilk yazısını burada noktalıyorum. Ama şunu da bilmenizi içtenlikle istiyorum: Olmak istediğiniz her şeye yetecek vaktiniz de var, gücünüz de var, hayal gücünüz de. Yeter ki sadece küçük bir adım atarak, denemeye girişin, gerisi zaten geliyor.

Denemekten, öğrenmekten, yapmaktan, merak etmekten, araştırmaktan bıkmadığınız harika bir hayat yolculuğunuz olsun.