Blog

İçimizdeki Hazinelere Yolculuk

Teknoloji Girişimleri ve İnsan Kaynakları – I

Piyasaların zorlayan şartları her ölçekdeki firmayı etkilerken, teknoloji girişimleri bu şartlardan nasibini, beklenenin aksine, ölçeğinden daha fazla alıyor belki de. Yükselen maliyetler, daralan piyasa talepleri, müşteri bulma savaşları ve yıpratıcı rekabet koşulları. Hızla değişen teknolojiyi takip edip rekabet avantajı sağlamak için ürün geliştirmeye yeterince pay ayırmaya çalışırken diğer taraftan hem satışları sürdürmek hem de şirketin finansal dengelerini korumaya çalışmak ciddi bir emek ve soğukkanlılık gerektiriyor.

Peki ya insan kaynakları!?!

“10 kişilik şirkette insan kaynakları yönetimi ne kadar sorun olabilir ki!” dediğinizi duyar gibiyim.

İşletmelerin, hangi büyüklükte olurlarsa olsunlar, insanlar tarafından insanlar için kurulduğunu hepimiz biliyoruz. Dünyadaki en iyi işletmeler, başka insanlar için en fazla değer yaratan işletmeler. Paul Graham, “İnsanların istedikleri bir şey yapın. Karşılanmamış bir ihtiyacı karşılanabilir bir hale getirmekten daha değerli bir şey olamaz. Eğer bir sürü insan için tamir edebileceğiniz bozulmuş bir şey bulursanız altın madeni bulmuşsunuz demektir.” diyor. Ölçek ekonomisini, süreklilik arz eden bir değer yaratımını ve bunun nakde dönüştürülmesini vurguluyor kısaca.

Başarılı bir işletme kurmak ve onu devam ettirmek istiyorsak, bilgi akışının nasıl olması gerektiğini, kararları nasıl alacağımızı, işler zorlaştığında ne yapacağımızı, ne yöne gideceğimizi bilmek kritik öneme sahip. Bu noktada birlikte çalıştığımız insanlarla, hangi seviyede, deneyimde ve uzmanlık alanında olurlarsa olsunlar, nasıl iletişim kuracağımızı ve onlarla nasıl çalışacağımızı bilmek de bir o kadar kritik.

Özellikle ülkemizdeki startup firmalar, teknoloji girişimleri açısından konuya bakarsak, göreceli olarak daha az insan kaynağı ile çok daha müthiş işler çıkarmak durumundalar. İstenilen nitelikte insan kaynağına ulaşma,  o kaynakları istenilen maliyetlerle elde tutma ve bu kaynakların motivasyonunu uzun vadeli koruma endişesi taşımaktalar.

Türkiye’de teknoloji girişimlerinde çalışma arzusu, özellikle Z Kuşağı için, yaratıcılığın teşvik edilmesi, esnek çalışma koşulları, kurucularla yakın iletişim halinde olmak ve kariyer anlamında gelecek vadeden pozisyonlarda çalışmak gibi sebeplerle tercih sebebi. Böyle olmasına rağmen, personel ücretlerinin önemli bir maliyet kalemi olduğu düşünülürse, işletmenin maliyetlerini kontrol edebilmek için, göreceli düşük maaşlarla hevesli gençleri elde tutmak çok kolay olmayabiliyor.

İşte bu noktada kurucu ve yönetici kademesinde olanların, yetenekli genç ekiple nasıl bir iletişim kurduğu çok önemli. Bu yazı dizimizin 2. bölümünde genç ekiplerle etkili bir iletişim ve motivasyonu sağlayabilmek için önemli ipuçları üzerinde duracağız.

O zamana kadar sevgiyle ve sağlıkla kalın =)