Blog

İçimizdeki Hazinelere Yolculuk

Bugünden Geleceğe, Ama Nasıl? – V

Pandemi nedeniyle yarı karantina, yarı hayatın eskiye göre daha yavaş ve sakin akan rutinleri içinde ilkbaharın iki ayını geride bıraktık ve Mayıs ayı geldi bile. Her ne kadar baharı tam olarak dışarılarda sevdiklerimizle birlikte coşkuyla yaşayamasak da, bugünler de  geçecek ve zaman tüm yaraları iyileştirecek. Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü…

Zaman hiç kimseyi beklemiyor,

Zaman hiç kimse için durmuyor,

Mazeretlerimiz zamanı yavaşlatmayacak,

Kararsızlıklarımız zamanı geciktirmeyecek,

Şikayet ederek zaman kazanamayacağız,

Pişmanlıklarımız zamanı geri getirmeyecek.

Çünkü zaman ve şu anda yaşamakta olduğumuz pandemi durumu, kontrolümüz altında olmayan değişkenler. Ancak elbette yapabileceğimiz şeyler var: Çabalarımızın üzerine odaklanarak, akıl-ruh sağlığımızı koruyabilir, dolayısıyla bağışıklığımızı kuvvetlendirebiliriz. Aksi takdirde, doğrudan kontrol edemediğimiz sonuçları “hedeflere” dönüştürmek hayal kırıklığına yol açar. Tıpkı diyet yapan kişilerin zaman zaman zorlanması gibi. Kendi kontrollerinde olmayan bir sonucu – kiloyu – kontrol etmeye çalışmak yerine, asıl çabalarını egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve sağlık koşullarına dikkat etmeye odaklasalar, kilo durumu kendiliğinden dengeye gelecektir.

Neleri kontrol edip edemeyeceğimizi ne kadar iyi ayırt edebilirsek, o kadar mutlu ve üretken oluruz.

O zaman, bu çok kıymetli yaşantımızı ve zamanımızı kızgınlıklar, kaygılar, korkular pişmanlıklar, kin, nefret ve öfkeyle heba etmeyelim. Çünkü zaman geri dönmeyecek ve bizimle birlikte ağlamayacak.

Şimdi geçmişe yol verip gelecek hakkında endişelenmeyi sona erdirmenin tam zamanı. Faydalanabileceğimiz tek bir zaman dilimi var, o da TAM ŞU AN.

Bu değerli AN’ı doğru amaçlar için, doğru işlerle, doğru duygularla, doğru düşüncelerle ve doğru insanlarla değerlendirdiğimizden emin olalım.

Zaman uçup gidiyor ve bu bir realite…

Ama bizim de her zaman seçeneklerimiz var ve biz de kanatlarımızı açarak, zamanla birlikte yükselebiliriz. Dökülen süte ağlamadan, yapabileceklerimize, evet sadece O AN için değerlerimize göre en uygun seçeneklerimize odaklanabiliriz. Yapmak zorunda olduğumuz için değil, ama sırf doğru olduğuna inandığımız için birşeyleri yaptığımızda bunun bizde yarattığı içsel motivasyon çok yüksek oluyor, ayrıca dışarıya, çevremize yansıması da bir o kadar kuvvetli. Çaresizlerin ve çaresizliğin çok olduğu bir durumda belki de asıl çare sizsiniz!

“Bir ırmakta iki kere yıkanılmaz” derler. Şu an yürümekte olduğumuz yoldan da sadece bir kez geçiyoruz. Hepsi geçip bittiğinde, yaptıklarımıza veya yapmadıklarımıza değmesi için, pişmanlık duymamak için elimizden gelen ne ise onu yapalım. Enerjimizi etkileyebileceğimiz şeylere odaklayalım ve gerisini hayatın akışına bırakalım. Dikkatimizi, iyi niyetli çabalarımıza kararlı bir şekilde verirsek, hedeflerimize ulaşmak da bir o kadar kolay olacaktır.

Gelecek Salı tekrar görüşünceye kadar hepimize sağlıklı, mutlu ve iyiliklerle dolu güzel günler diliyorum.

Sevgiler,